Tite Kubo röportajı

Geçen gün benim bu Bleach’e ve animeye karşı olan manyakça hayranlığım yüzünen abicik bana bunlarla ilgili bir kaç site yollamış Stumble’dan. Bunlardan bir kaçını daha sonra paylaşacağım.

Bu sayfalarda dolaşırken Bleach’in yaratıcısı ile ilgili biraz bilgi edineyim dedim. Google’a Tite Kubo yazarken “Tite Kubo interview”e tamamladı sağolsun. “Tamam madem” dedim bende. Ve okumaya başladım.

Gayet güzel, eğlenceli ve faydalı bir röportaj olduğunu düşünyorum. Ve bu yüzden üşenmedim, bunca işimin arasında (!!!) sizler için bu röportajı türkçeye çevirdim. Arada kendi yorumlarımı da katacağım tabi ki. Her boka maydonoz olmazsam, bir yorum yapmazsam olur mu? Olmaaaz!

Röportajın orijinali burda.

2008 San Diego Comic Con’a gelmiş bu adam. Şanslı hatunun teki de röportaj yapmış. Amerika’daki hayran kitlesinden habersiz olan Kubo ‘yu tam bir rock star gibi karşılaşmışlar. Zaten adamın tavırları ve tipi de Japon rock yıldızlarını aratmıyormuş. Orijinal röpotaj da bunlarla ilgili daha çok geyik var ama ben hemen soru-cevap kısmına geçeceğim. Daha da uzatmanın lüzumu yok. Dimi?

Di.

San Diego Comic-Con’da Bir Rock Yıldızı Karşılaması

Soru: Herşeyden önce, San Diego’ya hoşgeldiniz. Sizi burada, Comic-Con’da görmek çok heyecan verici!

Tite Kubo: Teşekkürler. Burada olmak harika! Amerika’ya gelmeyi gerçekten çok istiyordum. Hayallerim gerçek oldu.

S: Bugün hayranlarınız size inanılmaz bir rock-star karşılaması yaşattı. Bunu bekliyor muydunuz?

T.K: Amerikalı hayranların çok fazla heyecanlı olduklarını duymuştum ama bu kadarını beklemiyordum!

S: Amerika’da bu kadar geniş bir hayran kitlenizin olduğunu ne zaman fark ettiniz?

T.K: Dün (gülüyor).

S: San Diego Comic-Con hakkındaki ilk düşünceleriniz neler? Japonya’da buna benzer birşey var mı?

T.K: Bu gerçekten çok etkileyici. Japonya’daki etkinlerlerle karşılaştırınca Comic-Con inanılmaz büyük. Jump Festa’ya gidiyorum ama bunun yanında Comic-Con kat kat daha büyük.

S: Bu Amerika’ya ilk gelişiniz mi? Ne düşünüyorsunuz?

T.K: Bu Japonya’nın dışına ilk çıkışım. Bu olaya katılabilmek için pasaport çıkarttırdım. Japonya ile karşılaştırınca güneş çok daha farklı ve daha güçlü. Ayrıca herşeyi daha renkli gösteriyor.

(Ancak böyle bir insan iki ülkeyi karşılaştırırken güneşi ve renkleri karşılaştırır herhalde!)

S: Her hafta 19 sayfa manga çizmek zorunda olduğunuzunu ve San Diego’da buna biraz ara verebilmek için çizimleri önceden tamamladığınızı duydum. Buraya geldiğinizden beri hiç çizim yaptınız mı ?

T.K: Buraya geldiğimde dinlebilmek için çok çalıştım. Yani hayır, buraya geldiğimden beri hiç çizim yapmadım (kocaman bir gülümseme).

İlk Esinlenmeler ve Bleach’in Başlangıcı

S: Manga sanatçısı olmaya ne zaman karar verdiniz?

T.K: İlk okuldayken çoktan kararımı vermiştim. Manga sanatçısı olduğumda mimari ve tasarıma ilgi duymaya başladım fakat gerçekten sadece manga sanatçısı olmak istemiştim.

S: O zamanlar hangi sanatçılardan etkilendiniz ve profesyonel bir manga sanatçısı olmanın gerçekten “cool” birşey olduğuna karar verdiniz?

Ge ge ge No Kitaro

T.K: Hmm. O zamanlar bir numaralı favorim Ge Ge Ge no Kitaro (Shigeru Mizuki tarafından)! O serideki “yokai”leri (yaratıklar) her zaman sevmişimdir. Çok sevdiğim bir başkası ise Saint Seiya

(Masami Kurumada tarafından yaratılan Knights of the Zodiac) idi – karakterlerin hepsi zırh giyiyorlardı ve ilginç silahları vardı.

Saint Seiya S: Bleac’te iki serinin de etkilerini görebiliyorum — Ge Ge Ge no Kitaro’daki doğaüstü Japon temaları ve Saint Seiya’da ki silahlar ve dövüşler…

T.K: Evet, katılıyorum, kesinlikle.

S: Bleach için ilham kaynağınız neydi?

T.K: Kimono giyen “Soul Reaper”lar çizmek istedim. Rukia’yı ilk tasarladığımda kimono giymiyordu fakat daha önce kimsenin görmediği birşey tasarlamak istedim. Buradan yola çıkarak Bleach dünyasını yarattım.

S: 2001’den bu yana, yedi senedir, Bleach’i çiziyorusunuz. İlk çizmeye başladığınızdan şu ana kadar hikaye ilk düşündüğünüz zamankinden farklı bir hal aldı mı?

T.K: İlk başta Soul Society’nin baş kaptanı, Taicho karakterinin olacağını planlamamıştım. En başta hikayede kaptanlar yoktu.

ICHIGO, CHAD, URYU ve KON: Bleach’in çeşitli karakterlerini yaratmak

S: Hangisi daha önce geliyor; Bleach’in hikayesini yaratmak mı, karakterlerini mi?

T.K: (empatik bir şekilde) Karakterler önce!

(Ya ben birşey biliyorum da konuşuyorum di mi? Karakterler, karakterler, Bleach’i Bleach yapan karakterler, hepsi birbirinden şahane, hepsinin birbirinden önemli rolleri var, önemsiz bir karakter yok diye boşuna demiyorum ben di mi? )

S: Bleach, farklı güçlere, silahlara, kişiliklere ve ilişkilere sahip birçok karaktere sahip! Bu fikirler nasıl geliyor aklınıza?

(Bravo hatun! Sonunda beklenen soruyu sormuşsun. Benim soracağım ilk soru olurdu herhalde :P)

T.K: Karakterleri ilk yarattığımda belirli kişilik özelliklerine sahip olmalarını planlamıyorum. Bazen hiç bir yeni karakter düşünemezken, bazı zamanlarda ise 10 yeni karakter birden yaratabiliyorum.

S: Hayranlarınızın beğenmeyeceğini düşündüğünüz ama çok sevdikleri veya seveceklerini düşündüğünüz ama hiç sevmedikleri karakterler oldu mu?

T.K: Yarattığım karakterlerden hiç birini hayranlarımın seveceğini düşündüğümü ama sevmediklerini hatırlamıyorum. Ama şunu farkettim ki bir karakterin kişiliğini ve geçmiş hikayesini yaratmaya başladığımda hayranlar buna genelde gerçeten iyi tepki veriyorlar ve karakterleri sevmeye başlıyorlar.

Fakat Shuhei Hisagi’nin karakterini daha tam olarak yaratmaya başlamadan bile hayranlarım onu gerçekten çok sevdiler ve bağlandılar ki bu çok fazla olan bir olay değil.

(Evet abi! Onu diyorum! =) Benim daha önce kendi kişisel blogumda yazdığım ve daha sonra buradada görebileceğiniz “Bleach ve Karakterler Vol. I”de yazdığım Shuhei yorumu: “9. squad yardımcı kaptanı Shuuhei‘nin aslında pek bir özelliği yok sadece saçları, suratındaki 69 dövmesi ve “badass” bakışları, tavrı ve konuşması hoşuma gidiyor xP” Mutlu oluyorum resmen tespitlerimin ne kadar doğru olduğunu taptığım bu anime/manga’nın yaratıcısından duyunca. Siz olmaz mıydınız? Anlıyoruz bu işten biraz hihi)

S: Size benzeyen karakterler var mı?

T.K: Bütün karakterlerde benden bir parça olduğunu hissediyorum (gülüyor).

S: Bleach’teki karakterlerin kıyafetlerini nasıl tasarlıyorsunuz?

T.K: Sadece karakterleri kendi giymek istediğim ama mağazalarda bulamadığım kıyafetlerin içine sokuyorum.

S: Ichigo’nun en güçlü ve en zayıf özellikleri neler sizce?

T.K: Gücü her zaman düşünceli olması. Her zaman diğer insanların ihityaçların düşünüyor. Bu büyük bir güç fakat aynı zamanda onun ayıf yönü çünkü arkadaşları için endişelenmesi sürekli onu tehlikeli durumlara sokuyor.

(Daha ilk bölümden Ichigo’nun bir Soul Reaper’a dönüşmesinin ailesini korumak olduğu düşünülürse gayet mantıklı.)

S: Ichigo’nun arkadaşlarıyla olan ilişkisinden bahsetmişken; Ichigo, Rukia ve Orihime arasında bir aşk üçgeni varmış gibi gözüküyor. İleriki bölümlerde bunun üstüne gitmeyi düşünüyor musunuz?

T.K: (gülüyor) Bu konu hakkında çok soru geliyor. Bleach’i bir aşk hikayesine çevirmek istemiyorum çünkü kişilikleriyle ilgili çok daha heyecanlı şeyler var ve romantizme girmektense ilişkileriyle ilgili yapabilecekleri daha çok şey var.

S: Erkek karakterleriniz harika fakar bayan karakterleriniz de çok güçlü ve ilginç kadınlar. Bu karakterleri yaratırken hayatınızdaki güçlü kadınlardan etkilendiğiniz oldu mu?

T.K: Hayatımda fiziksel olarak olmasa da kafa olarak gerçtek çok güçlü bayan arkadaşlarım var.

S: Bleach’te favoriniz olan bir kadın karakter var mı?

(Beni tanıyanlar sıradaki cevaba neden bayıldığımı ve bu adamı neden daha çok sevmeme sebep olduğunu anlamakta zorlanmayacaklardır! :))

T.K: Hmm. Yoruichi ve Rangiku. İnsanların kendileri hakkında ne düşündüğüne önem vermeyen bir yapıları var. Onları çizerken ve onların içinde olduğu hikayeler yaratırken çok eğleniyorum.

(tanımayanlar için bir önceki parantezin açıklaması: Yoruichi hastasıyım!)

S: Chad gibi meksika kökenli bir karakter yaratmak ve hispanik kültüre bu kadar çok yer vermekte sizi etkileyen şeyler neydi?

T.K: Bilerek olan birşey değildi. Chad’i yarattığım zaman Meksika kökenli birine benzedi, ben de bunu böyle yazdım.

S: Quincy fikrini nereden buldunuz?

T.K: Quincy’leri Ichigo’nun rakip karakterleri olarak yazmıştım, bu yüzden Uryu’yu beyaz kıyafetler içinde çizdim (Soul Reaper’ların siyah kıyafetlerine zıt olarak). Quincy’ler silah olarak ok kullanıyorlar ve bu yüzden yakın dövüşlerde etkili olan kılıç kullanan Ichigo’nun onlarla dövüşmesi zor oluyor.

Quincy hacının 5 noktası var, bir bakıma 5 köşeli Japon yıldızı gibi. 5 köşe, (quintet), Quincy! Quincy’ler ok kullanıyorlar yani onlara Quincy archers (okçuları) diye hitap edebilirsiniz, bu da kulağa bir isim gibi geliyor ki bu hoşuma gitti.

S: Kon karakterinin oyuncak halini yaratırken çocukluğunuzdaki herhangi birşeyden etkilendiniz mi?

T.K: Taklide benzeyen, farklı şeylerin birleşimiyle ortaya çıkmış gibi görünen birşey yaratak istedim. Peluş bir oyuncağın yüzünü üç boyutlu göstermek istemediğiniz takdirde yüzünün ortasına bir dikiş çizgisi koymazsınız. Fakat Kon’a bakın! Suratı dümdüz, yani o dikiş çizgisi tamamen gereksiz — bu hoşuma gidiyor!

Ichigo ve Rukia Kon’u sokakta buluyorlar. Ben de onun nasıl oraya geldiğiyle ilgili bir hikaye yarattım. Bir festivalde, peluş oyuncak isteyen bir çocuk, asıl istediği çok pahalı olduğu için ailesinin ona aldığı ucuz olanıyla yetinmek zorunda kalır. Çocuk bunu hiç beğenmez ve sokağa atar. Ve bu yüzden Kon oyuncağı sokakta bulunmuştur!

Bleach Hikaye Gelişimi ve Bleach’in Geleceği

S: Manga’nız ile ilgili hayranlarınızın en sevdiği şeylerden biri onları sürekli tahmin etmek durumunda bırakmadız. İleride bu tip hikaye dönümleri ve karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve karşılaşmalarıyla ilgili planlarınız var mı?

T.K: İlk bölümü bitirdikten sonra Ichigo’nun babası Isshin’in Soul Reaper olacağını biliyordum. Bu sırada Soul Society’de liderler olacağını planlamamıştım, yani onun liderlerden biri olacağını da planlamamıştım.

S: Isshin ile ilgili bir geçmiş hikayesi olacak mı?

T.K: Evet, bunu çizeceğim.

S: Bleach ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri de bütün dramanın yanındaki komik sahneler. Bunu hikayedeki ağır anları hafifletmek için bilerek mi yapıyorsunuz?

T.K: Planlı olarak yapmıyorum ama ne zaman dövüş sahnelerinden sıkılsam araya bir-iki espri atarak kendim için daha eğlenceli hale getiriyorum.

(Sadece kendin için değil Tite, sadece kendin için değil! :P)

S: Aksyon sahnelerini nasıl çiziyorsunuz? Modelleriniz var mı?

T.K: Kimse benim için poz vermiyor — sadece aklımda rock müzik çalıyor ve aksyon sahnelerini hayal ediyorum. Hareketi durdururyorum, karakterlerin yerlerini değiştiriyorum ve en iyi açıyı buluyorum ve sonra çiziyorum.

(Yaratacılığa gel aq!)

S: Yaratıcı sürecin en çok hangi kısmını seviyorsunuz?

T.K: Hikaye hakkında düşündüğümde, eğer uzun zamandır çizmek istediğim birşeyse o zaman eğlenceli oluyor.

Genelde kafamda çizmek istediğim sahneleri sıralıyorum. Benim işim bunu ilginç hale getirmek. Gerçekten çok yapmak istediğim bir sahneyi çizmeye geldiğinde bu çok eğlenceli oluyor. Bağlanan sahneleri çizdiğimde ise canlı hale getirmeye çalışıyorum. Boyamaya (mürekkepleme) gelince; bu işi yapmak ta çok hoşuma gidiyor.

S: Şu ana kadar 33 volüm çıkardınız — sizce hikaye daha ne kadar devam edecek?

T.K: Tam olarak serinin ne kadar süreceğini söyleyemem ama anlatmak istediğim bir kaç hikaye daha var, yani seri bir süre daha devam edecek (gülüyor).

Tite Kubo Comic-Con'da

(hiç bitmese mesela? :P)

Hayranlarıyla tanışmak ve Manga-Ka olmak isteyenler için bir kaç tavsiye

S: Hayranlarınızla bir araya gelmek nasıl bir histi, aklınızda özellikle kalan bir anı var mı?

T.K: Favori deneyimlerinden biri “fan art” yarışmasının kazananlarının işlerini görmekti. Boyama ilüstrasyanu (Christy Lijewski tarafından yapılan) gerçekten çok etkileyiciydi. Maalesef sanatçılarla tanışma fırsatım olmadı ama işlerini görmek çok güzeldi.

S: Gördüğünüz gibi mangayı çok seven ve sizin gibi profesyonel manga sanatçısı olmak isteyen amerikalı hayranınız var. Onlara verebileceğiniz herhangi bir tavsiye veya sır var mı?

T.K: Sadece yeteneğinize inanın. Belki başkaları size tersini söylecektir – ama siz sadece inanın. Okuyucularınızın yarattığınız şeyden zevk alması çok önemlidir, yani sizin de yaparkan zevk aldığınız bir şey yapmalısınız. Başka türlü insanlara kendi zevk almadığınız birşeyler sunmak aldatmak olur.

S: Burada olmayan hayranlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

T.K: Amerikalı hayranların gerçekten ne kadar heyecanlı olduklarını (işlerimle ilgili) şimdi anlıyorum. Bir daha Amerika’ya gelmeyi ve daha fazla hayranımla, belki bir daha ki sefere onların yaşadıkları yerde, tanışmayı isterim.

Tite Kubo'nun kendi karikatürü

Tite Kubo'nun kendi karikatürü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: