Bleach ve Karakterler II

Bleach ve Karakterler I yazımı 11. takım kaptanı Kenapchi ve kaptan yardımcısı Yachiru’dan bahsederek bitirmişim. 11. takımdan demişken bahsetmemiz gereken çok önemli iki isim daha var. Bilenler anlamıştır; tabi ki Ikkaku Madarame (3. seat) ve Yumichika Ayasegawa‘dan (5. seat) bahsediyorum. “Seat” takımdaki yerlerini belirtiyor. Normal bir takımda en güçlü 3. ve 5. kişiler olması gerekiyor bu kişilerin fakat 11. takımda işler her zaman diğerlerinden biraz farklı işliyor.

Ikkaku karşımıza ilk defa Ichigo ve diğerleri Rukia’yı kurtarmak için Seretei’ye girdiklerinde çıkıyor. Ichigo’nun ilk dövüştüğü kişi Ikkaku oluyor. Çok kolay olmasa da Ichigo daha kendini çok fazla geliştirmemişken bile (sonraki hallerine kıyasla) Ikkaku’yu yenmesi onun çok da güçlü olmadığını düşünmemize sebep olabiliyor. Ama ilerleyen bölümlerde öğreniyoruz ki aslında Ikkaku Bankai seviyesine ulaşabilecek kadar hayvani bir güce sahip. Gücü, Kenpachi gibi, daha çok fiziksel.

Zaten 11. takımda da önemli olan fiziksel güce sahip olmak ve yakın dövüşlerde daha etkili olabilmek. Kesinlikle Kidou ve Kidou bazlı Zanpakotou’lar kullanmak bu takımdakiler tarafından reddediliyor ve bir zayıflık göstergesi olarak görülüyor. Bu yüzden Yumichika gibi Zanpaktosu Kidou bazlı olanlar kılıçlarının bu özelliklerini takım arkadaşlarından saklıyorlar, bu bir dövüş sırasında ölmeleri anlamına gelse bile.

Ikkaku’nun Bankai’sini gizlemesinin sebebi de başka bir takıma kaptan veya yardımcı kaptan olarak atanmayı istememesinden kaynaklanıyor. Geçmişine gittiğimizde öğreniyoruz ki Kenpachi ile Soul Society’nin suç oranı en yüksek bölgesinde karşılaşıyor ve dövüşüyorlar. Ikkaku’yu yenen ilk kişi olduğu için Kenpachi’ye büyük bir saygı duyuyor ve hayatını onun emirleri altında, onun takımı için savaşarak geçirmek istiyor. Zaten 11. takımın en büyük özelliği takım kaptanlarına duydukları büyük hayranlık ve bağlılık. (bunu diğer postta da yazmıştım galiba)

Hayat hikayelerinin yanı sıra Ikkaku ve Yumichika’nın kişiliklerinden bahsetmek gerekirse; Ikkaku bir ayna gibi parlayan kel kafasına rağmen kendisine “kel” diyenlere avazı çıktığı kadar bağıran ve kel olduğunu reddeden bir kişiliğe sahip. Bu da onun ne kadar çabuk sinirlenen ve dikkafalı biri olduğunu gösteren davranışlarından sadece bir tanesi. Genelde alay konusu olan ve komik, eğlenceli bir karakterdir.

Bunun yanı sıra Yumichika ise güzellik ve estetikle kafayı bozmuş, herşeyi güzellik standardları çerçevesi içerisinde değerlendiren, güzel olmayan hiçbişeye saygı duymayan kendini beğenmiş bir kişiliğe sahip. Zanpaktou’su bile biraz kendisi gibidir. Normalde Shikai’si sandığımız şey aslında kılıcın en sevmediği rengin (morun bir tonu) adıyla hitap edildiği zaman bu isme bir tepki olarak aldığı çirkin bir formdur. Yumichika’nın bunu yapmasının sebebi yine kimsenin Zanpakotou’sunun Kidou bazlı bir kılıç olduğunu bilmesini istememesidir. Kılıcının gerçek formunu ve gücünü ancak Soul Society tarafından yaratılan sahte Karakura Town’daki ilüzyonu sağlayan sütunları korumaları sırasında görüyoruz. Dövüştüğü arancar ikisini de kimsenin göremeyeceği bir şekilde kapatınca nasıl olsa kimse göremiyor diye kılıcının gerçek gücünü kullanır ve hiç sıkıntı çekmeden rakibini yener.

Bütün şebekliklerine rağmen Ikkaku da Yumichika da aslında çok iyi ve gururlu savaşçılardır. Başlarda her ne kadar önemsiz gibi gözükselerde sonradan benim en sevdiğim karakterler arasına girdiler. Eminim bu birçok kişi için böyle olmuştur.

11. takımdan bu kadar yeter heralde. Gelelim en sevdiğim iki takım kaptanlarına…. Bu ikisinden de beraber bahsetmek gerekir. Çünkü kendileri Soul Society’nin en uzun süre kaptanlık yapmış 3 kaptanından ikisidir ve çok iyi dostlardır. Bilenler anladılar 8. takım kaptanı Kyouraku Shunsui ve 13. takım kaptanı Ukitake Jyuushiro‘dan bahsediyorum. Bu ikisi Soul Society’nin en anlayışlı, yumuşak başlı ve barış yanlısı kaptanlardır. Genellikle kaptanlar ve diğer shinigamiler verilen emirlerin doğruluğunu sorgulamadan verilen her emri yerine getirmeye çalışırken bu ikisi her zaman rasyonel bir biçimde doğru olanı yapma peşindedir. O kadar ki Yamamoto ile dövüşmeyi göze bile alırlar….

Ukitake’den bahsetmişken 13. takımın eski kaptan yardımcısı Shiba Kaien‘den de bahsetmek gerekir. Kendisi bir hollowla dövüşürken hayatını kaybetmiştir. O da Ukitake gibi takımındaki herkes tarafından çok sevilir. En büyük hayranı ise Rukia’dır. Tam olarak belli olmasa da Rukia’nın Kaien-sama’sına karşı hafif aşkla karışık bir hayranlık beslediğini söylemek çok da yanlış olma herhalde. Kaptan yardımcısı olmasına rağmen her zaman alçakgönüllü olan Kaien Rukia’ya çok şey öğretmiş ve onun yerlerde sürünen özgüvenininin biraz da olsa yükseltmeyi öğretmiştir. Kaien nasıl ölmüş, onu kim öldürmüş, sonradan tekrar karşımıza hangi halde çıkmış falan bunlara girmicem. Hem feci spoiler olur hem de çok uzar. Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen yerine kimse gelmemiştir. Onun yerine 13. takımın iki tane 3. seat’i onun yerini doldurmaya çalışırlar.

Bir de demin en uzun süre kaptanlık yapmış 3 takım kaptanından bahsetmiştim. Bunlardan üçüncüsü 4. takım kaptanı Unohana Retsu‘dur. İyileştirme ve tedaviden sorunlu 4. takımın kaptanı Retsu herkes tarafından saygı duyulan bir kişiliktir. Her zaman yumuşak başlı ve güleryüzlüdür. Sinirlendiği zaman bile yüzündeki gülümsemenin düşmemesi ve aynı ses tonuyla konuşması bile etrafındakileri epey korkutur (12. takım kaptanı psikopat Mayuri’yi bile bu şekilde korkutmayı becermiştir). Diğerlerini korkutsa bile Retsu’nun bu özelliği genellikle bir komedi unsuru olarak biz izleyenleri çok eğlendirir. Retsu genelde, Ukitake ve Shunsui gibi doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapmakla emirlere uymak arasında kalır ama neyin doğru olduğuna karar verdiği zaman bu yönde hareket eder. Genelde davranışları diğerlerine nazaran daha dengelidir. Yani Yamamoto’nun karşısına çıkıp ta onunla dövüşmez belki (zaten buna da gücü yetmez) ama doğru olanı ve bunu savunanları savunur her zaman.

Gelelim 4. takım kaptanı Koutetsu Isane‘ye. Çok önemli bir rolü olmamıştır şu ana kadar kendisinin. En belirgin özelliği nerdeyse (sanırım) 1.90 civarında olan devasa boyudur. Kaptanına çok bağlıdır ve herkes gibi ona büyük saygı duyar.

4. takımda çok da önemli bir yeri olmasa da hikaye de önemli bir yeri olan bir karakterden bahsedeceğim şimdi; 7. seat Hanatora Yamada. 4. takım üyelerine verilen ayak işlerinden hücre temizleme görevini yerine getirirken Rukia ile tanışmış ve onu çok sevmiş olduğu için Ichigo ve diğerlerine yardım etmiş ve kahramanlarımızın amaçlarına ulaşmalarında çok önemli bir rol oynamıştır kendisi. Genelde takım arkadaşları tarafından alay konusu olan ama buna çok da aldırmayan sevimli, komik bir karakterdir kendisi. Yardımsever ve iyi kalpli bir karakter olmasıyla şahsen benim gönlümde taht kurmuştur. En yakın arkadaşları Kon ve Ganju Shiba’dır.

Evet doğru tahmin ettiniz şimdi Kon ve Ganju Shiba’dan bahsedeceğim ve tabiki Ganju’dan bahsetmişken ablası Kukaku Shiba’dan bahsetmemek olur mu? Olmaaaz. Kon daha ilk bölümlerde karşımıza çıkan bir mod soul’dur (modified soul – yani yapay ruh). Urahara’nın geliştirdiği icatlardan biridir. Ortaya çıktığı ilk bölümde kötü bir karakter portresi çizsede aslında sadece aptal ve şebek olduğu ortaya çıkar. Sürekli karı kız peşinde koşmaktan başka derdi yok gibidir ve herkes tarafından kötü muamele görür. Özellikle Ichigo, Rukia ve her görüşünde ağzının suyunu akıtan Matsumoto tarafından. Ne zaman Kon’u görsek güleceğimiz garanti gibidir. Bleach kuşkusuz herkes tarafından sevilen karakterlerindendir.

Ganju Shiba’ya gelince. Kendisi Kaien-sama’nın küçük kardeşidir. Ve bir  Kaien bir shinigami tarafından öldürüldüğü için onlardan nefret etmektedir. Bu yüzden Ichigo ile ilk karşılaşmalarında onunla kavga etmeye çalışır ama daha sonradan öğreneceğimiz üzere Ichigo ve diğerlerinin Seretei’ye girmesinde onlara yardım etmek zorunda kalacaktır. Ganju da genelde şebeklikleriyle ve çirkinliğiyle ünlüdür. Çirkinliği sürekli alay konusu olsa da bunu pek takmayacak kadar rahattır. Dokunduğu yerleri kuma dönüştürebilmek gibi değişik bir Kidou gücü vardır. Kidou kullanma konusunda oldukça beceriklidir. Bunun dışında kendini ve gurubundaki elemanları tanıtırken çok uzun ve şaşaalı cümleler kurmak ve herşeyi olduğundan daha önemli göstermek gibi bir huyu vardır. Yaban domuzlar üzerinden seyahat eder ve onlara çok değer verir. Hayatta ablasından daha çok korktuğu hiç birşey yoktur.

Kukaku Shiba, Yoruichi ve Urahara’nın eski bir dostlarıdır. Nedenini bilmesek de mangada tek kolludur ama animesinde iki koluda yerli yerinde durmaktadır. Matsumoto kadar olmasa da her an elbisesinden fırlayacakmış gibi duran kocaman göğüsleri vardır. Sürekli herkese emirler yağdırmayı ve insanları korkutmayı çok sever. Ichigo ve diğerlerini Seretei’ye gitmeden önce reiatsularını kontrol etmeyi öğretir ve onlara Seretei’ye girmelerinde büyük yardımları olur. Kardeşinin aksine shinigamilere karşı bir kin beslemememektedir kendisi. Hatta kardeşinin öldüren shinigami (hala spoiler olmasın diye kim olduğunu söylemiyorum çok iyiyim ya xP) onlardan özür dilemeye geldiğinde ona kızıp tokatlamak ve özür dilemesine ve bir açıklama yapmasına gerek olmadığını söylemekle yetinir.

Sanırım şimdilik bu kadar yeter.

Bundan sonraki Bleach ve Karakterler postumda Yoruichi, Uarahara ve biraz da kötü adamlardan bahsetmeyi düşünüyorum.

Heyecanla bekliyorsunuz biliyorum. Yine arayı bu kadar açmamamaya çalışacağım. =)

Bir Yanıt to “Bleach ve Karakterler II”

  1. bende tomyninki var.çok hızlı gidiyo virajlarda biraz kötü ama çok iyi şimşek çarpması yapıyor arkadaşımın kara şeytanı var benimki ona tur bindiriyor

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: